Aşağıda, yaşanmış bir hikaye anlatılmaktadır.
Öncelikle Preeklampsi yani gebelik zehirlenmesinin genel tanımını yapalım.
Preeklampsi ve eklampsi yanlızca insanlarda ve yanlızca gebelik döneminde ortaya çıkan, gebeliğin normaldışı seyrettiği bir durumdur. Henüz ne olduğu tam olarak bilinmeyen bir uyaran tansiyon yükselmesine neden olur, idrarla protein kaybı başlar ve normalde damarlar içinde tutulması gereken sıvının büyük kısmı vücut boşluklarına kaçarak aşırı kilo alımına ve ödem oluşmasına yol açar.
Burada işin ilginç tarafı bunun tam olarak neden olduğunun bilinememesi ve tam olarak bir tedavisinin mümkün olmamasıdır.
Gebeliğimizin 22. haftasında yapılan detaylı ultrasonda ortaya çıkan ''Bebeğe giden damarlardaki direnç'' cümlesiyle hayatımıza girdi bu durum. 22. haftadan sonra hergün kullanılan Coraspin'le birlikte o dirençte biraz düşüş olsa da yine de devam etti. Bu direncin devam etmesi demek bebeğin normal gelişiminin gerisinde kalması ve en sonunda gelişimin durması anlamına geliyordu ve tam olarak bağlantılı olmasa da bu tür gelişen gebeliklerin sonunda genel olarak preeklampsi yaşanıyordu.
Sürekli olarak takip edilen tansiyonda bir problem yoktu, 34.haftaya gelindiğinde bebeğin gelişimi 32. haftadaydı yani yaklaşık 2 hafta geriden takip ediyordu. Tansiyon problemi ise ortaya 34.haftanın ilk günlerinde çıktı. Tansiyon önce 14-9--15-10 seviyelerinde gezerken son olarak 20-15 i görünce artık doğum kararı alındı ve bebeğimiz dünyaya 1600 gr olarak geldi.
Bu dönemde eğer iyi bir dinlenme süreci geçirilirse bebeğin anne karnında kaldığı süre o oranda artıyor. Bu anlamda özellikle buna benzer problem yaşayan çalışan anne adaylarının normal doğum öncesi izin haftası olan 32.haftada izne ayrılması önemle tavsiye edilir.
Öncelikle Preeklampsi yani gebelik zehirlenmesinin genel tanımını yapalım.
Preeklampsi ve eklampsi yanlızca insanlarda ve yanlızca gebelik döneminde ortaya çıkan, gebeliğin normaldışı seyrettiği bir durumdur. Henüz ne olduğu tam olarak bilinmeyen bir uyaran tansiyon yükselmesine neden olur, idrarla protein kaybı başlar ve normalde damarlar içinde tutulması gereken sıvının büyük kısmı vücut boşluklarına kaçarak aşırı kilo alımına ve ödem oluşmasına yol açar.
Burada işin ilginç tarafı bunun tam olarak neden olduğunun bilinememesi ve tam olarak bir tedavisinin mümkün olmamasıdır.
Gebeliğimizin 22. haftasında yapılan detaylı ultrasonda ortaya çıkan ''Bebeğe giden damarlardaki direnç'' cümlesiyle hayatımıza girdi bu durum. 22. haftadan sonra hergün kullanılan Coraspin'le birlikte o dirençte biraz düşüş olsa da yine de devam etti. Bu direncin devam etmesi demek bebeğin normal gelişiminin gerisinde kalması ve en sonunda gelişimin durması anlamına geliyordu ve tam olarak bağlantılı olmasa da bu tür gelişen gebeliklerin sonunda genel olarak preeklampsi yaşanıyordu.
Sürekli olarak takip edilen tansiyonda bir problem yoktu, 34.haftaya gelindiğinde bebeğin gelişimi 32. haftadaydı yani yaklaşık 2 hafta geriden takip ediyordu. Tansiyon problemi ise ortaya 34.haftanın ilk günlerinde çıktı. Tansiyon önce 14-9--15-10 seviyelerinde gezerken son olarak 20-15 i görünce artık doğum kararı alındı ve bebeğimiz dünyaya 1600 gr olarak geldi.
Bu dönemde eğer iyi bir dinlenme süreci geçirilirse bebeğin anne karnında kaldığı süre o oranda artıyor. Bu anlamda özellikle buna benzer problem yaşayan çalışan anne adaylarının normal doğum öncesi izin haftası olan 32.haftada izne ayrılması önemle tavsiye edilir.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder